Demini aldı Pan. Konu ile ilgili demlenmiş olan hepimiz (dünya ahalisi) kendi kültürel yapılarına uygun olarak şekil aldı.

Coğrafyamıza ve yaşadığımız simülasyonun parametrelerine uygun şekilde biz de bir formata girdik.

Her ne kadar format desem de, formatsızlık da bir format. Aksak ritimle ilerlemek bizim geçmişimizden gelen bir olgu.

Ve sıkıntı ne kadar büyük olsa da, yarın ne yaşanacağını net olarak bilmemenin duygusunu tüm dünya ile aynı anda yaşamak bizi inceden rahatlatmıştı başlarda.

Uzun süreden sonra garip bir şekilde yalnız hissetmiyorduk. Hiç bir paraya yaptıramayacağınız bir sosyal deney gibiydi bu.

Ve sonra tabi çözüm arayışları, birilerinin konuyla daha iyi baş etmesi edememesi derken kendimizi, kendimize bizden daha kötü örnekler ararken bulduk.

En sona kalmayalım ki, herkes bizi parmağı ile gösterdiğinde biz de başka bir ülkeyi parmağımızla işaretleyebilelim. Sanırım bunun da derinlerinde yatan “el alem ne der” psikolojisinin , sosyolojik ölçekteki durumu. Nasıl bir şey ise bu, DNA’mıza kadar işlemiş gibi duruyor.

Yaşadığımız en şahsımıza özel sıkıntıyı, yüzerken kendimizi içinde bulduğumuz minik bir duygu girdabı olarak örneklersek; ülkece çok katmanlı, her biri birini içine geçmiş farklı yönlere dönen bir girdaplar kümesinin merkezinde gibi hissediyoruz.

Sabah neye uyanacağımızı bilememenin dayanılmaz hafifliğinde(!), sanırım artık biraz koy verdik. Düştük yine Maslow üçgeninin en dibine.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir