Mütemadiyen ateşimizin ölçüldüğü bir şehirde güneş tarafından yakılarak öldürülmek ile tehdit ediliyoruz.

Virüs’ün sıcaklarda yaşayamayacağı konusunda bizim yüreğimize su serpenler, sıcakların bizide yaşatmayacağından bahsetmemişti.

Şu anda gölge bir yere sotelenmiş, 5 göktelenin yanlış planlama sonucunda oluşturmuş olduğu muhteşem hava kordonunun ortasındaki kafede oturmaktayım. Burası esiyor. İnsanların ihtiyaçları günden güne değişirken bugünün nasibinde ihtiyaç olarak gölge esen yer çıktı. 

İhtiyacımı giderebiliyor olmanın dayanılmaz hafifliği ile bu satırları yazmaya, içinde ne olduğuna tam emin olamadığım yeşil şeyi içmekteyim.  Gözcü kulesi gibi yüksek bir yerde oturmanın, aşağıda yanan insanları izlemenin verdiği daha farklı bir duygu yükünün içerisindeyim.

Çevrede gördüğüm bayram vesilesi ile şehir dışına kaçamamış insanlar topluluğu. Ben de bu topluluğun bir parçasıyım. Bizim tek beklentimiz, İstanbul tamamen boşaldığında bunun tadını çıkartmak. Her şey bitip, içtima almak için herkes şehre geri döndüğünde yaşayacağımız küçük sosyal travmanın küçük hazırlıkları bunlar sadece.

Sonuç olarak sıcak tarafından sınandığımız bu yarısı boşalmış şehirde günler yine hızlıca geçecek ve biz yine bir bok anlamayacağız.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *